Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
Angolalı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Angola halkından veya bu halkın soyundan olan kimse


Özel: Evet

angora

İlgili Kelimeler:

angora tavşanı

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Ankara keçisinin kılından veya tavşanının tüyünden elde edilen iplikle dokunan (giysi)


Telaffuz : ango'ra

angora tavşanı
Anlamı:

1. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Ankara tavşanı


angström
Anlamı:

1. isim , isim , fizik , fizik , isim , isim , fizik , fizik , Metrenin on milyarda biri değerine eşit olan ışık dalgalarını ölçme birimi


Telaffuz : İsveçli fizikçi A. Angström özel adından

angudi
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Angut kuşunun rengi

2. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bu renkte olan


Lisan : Türkçe angut + Arapça -ī

Telaffuz : angu:di:

angut
Anlamı:

1. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Ördekgillerden, tüyleri kiremit renginde, evcilleştirilebilen bir yaban kuşu (Casarca ferruginea)

2. sıfat , sıfat , argo , argo , sıfat , sıfat , argo , argo , Ahmak, kaba saba

Örnek:

1. Bu saldırgan angutlar, kuru gürültüden başka bir şey değildir.

1. Bu saldırgan angutlar, kuru gürültüden başka bir şey değildir.


angutça
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Anguda yaraşır bir biçimde, ahmakça, bönce


Telaffuz : angu'tça

angutlaşma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Angutlaşmak durumu


angutlaşmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , argo , argo , nesnesiz , nesnesiz , argo , argo , Angut duruma gelmek, ahmaklaşmak, bönleşmek


angutluk
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Ahmaklık, bönlük


anha minha
Anlamı:

1. zarf , zarf , eskimiş , eskimiş , zarf , zarf , eskimiş , eskimiş , Aşağı yukarı, yaklaşık olarak

Örnek:

1. Fakat bütün memleketin ağzında çalkalanan bu evlerin anha minha 5000 liradan fazlaya çıkmayacağı...

1. Fakat bütün memleketin ağzında çalkalanan bu evlerin anha minha 5000 liradan fazlaya çıkmayacağı...


Lisan : Arapça ʿanhā minhā

Telaffuz : a'nha: mi'nha:

anhidrit
Anlamı:

1. isim , isim , jeoloji , jeoloji , isim , isim , jeoloji , jeoloji , Genellikle kaya tuzu ve alçı taşıyla birlikte bulunan doğal, susuz kalsiyum sülfat


Lisan : Fransızca anhydrite

ani
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Ansızın yapılan

Örnek:

1. Ani bir hareketle Çakır'ın omzunu kavradı, öne itti, sonra aynı kuvvetle geri çekip bastırdı,

1. Ani bir hareketle Çakır'ın omzunu kavradı, öne itti, sonra aynı kuvvetle geri çekip bastırdı,

2. Ansızın ortaya çıkan

Örnek:

1. Birkaç ay devam eden bu ani hastalık alınan birçok tıbbi tedbirlere rağmen gittikçe ziyadeleşiyordu.

1. Birkaç ay devam eden bu ani hastalık alınan birçok tıbbi tedbirlere rağmen gittikçe ziyadeleşiyordu.

3. zarf , zarf , zarf , zarf , Ansızın, birdenbire

Örnek:

1. Öyle ani ve haşin çıkmıştı ki bu soru, karşıdaki boş bulunup ismini söyledi.

1. Öyle ani ve haşin çıkmıştı ki bu soru, karşıdaki boş bulunup ismini söyledi.


Lisan : Arapça ānī

Telaffuz : a:ni:

anı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Geçmişte yaşanmış çeşitli olaylardan belleğin sakladığı her türlü iz, hatıra

Örnek:

1. Fakültemizin sütunlu salonu binlerce gencin yoğun duygularının, önemli anılarının mekânıdır.

1. Fakültemizin sütunlu salonu binlerce gencin yoğun duygularının, önemli anılarının mekânıdır.

2. edebiyat , edebiyat , edebiyat , edebiyat , Yaşanmış olayların anlatıldığı yazı türü, hatıra

Örnek:

1. Halit Ziya Uşaklıgil'in anılarını topladığı 'Kırk Yıl'ın son ciltleri şiire başladığım yıllarda çıkıyordu.

1. Halit Ziya Uşaklıgil'in anılarını topladığı 'Kırk Yıl'ın son ciltleri şiire başladığım yıllarda çıkıyordu.


anı anına uymamak
Anlamı:

1. dakikası dakikasına uymamak


anide
Anlamı:

1. zarf , zarf , eskimiş , eskimiş , zarf , zarf , eskimiş , eskimiş , Ansızın


Telaffuz : a:ni:de

aniden
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Ansızın

Örnek:

1. Sonra aniden, görünmeyen biri tarafından azarlanmışçasına susuverdi sıkıntıyla.

1. Sonra aniden, görünmeyen biri tarafından azarlanmışçasına susuverdi sıkıntıyla.


Telaffuz : a:niden

anif
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Sert, kaba

Örnek:

1. Bu haşin, anut, katil mazinin anif tahakkümü yalnız Türklere, yalnız Türkiye'ye mahsus değildi.

1. Bu haşin, anut, katil mazinin anif tahakkümü yalnız Türklere, yalnız Türkiye'ye mahsus değildi.

2. zarf , zarf , zarf , zarf , Sert, kaba bir biçimde

Örnek:

1. Lakin babam şiddetli ve anif hareket ediyordu.

1. Lakin babam şiddetli ve anif hareket ediyordu.


Lisan : Arapça ʿanīf

Telaffuz : ani:f

anık
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Hazır


anık
Anlamı:

1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Ballıbabagillerden, tek yıllık, mavi çiçekli, yemeklere koku vermek için kullanılan bir bitki, dağ reyhanı (Ziziphora)


anıklama
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Hazırlama


anıklamak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , eskimiş , eskimiş , -i , -i , eskimiş , eskimiş , Hazırlamak


anıklaşma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Anıklaşmak işi


anıklaşmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , eskimiş , eskimiş , nesnesiz , nesnesiz , eskimiş , eskimiş , Hazır durumda olmak


anıklık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Uyanıklık